İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Seyyid İbrahim Reisi, yerel saate göre Çarşamba günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 77. oturumunda yaptığı konuşmada, dünyanın çökme süreci ve mevcut tehlikeler ve hasarlara işaretle, İran milletinin dünyada adil bir düzen oluşturmak için yoğun ve sürekli çabalarına dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Reisi sözlerinin devamında şöyle konuştu:
Eski dünya, tek yanlılık, sultacılık, sermayanin ahlak, adalet ve fazilete üstünlüğü, eşitsizlik ve ayrımcılık ve yoksulluğun yayıldığı, şiddet ve yaptırım uygulayarak halkların haklarının ihlal edildiği, uluslararası kurum ve teşkilatları bağımsız ülkelere baskı aracı olarak kullanıldığı bir dünyadır ve sözün özü her açıdan adil olmayan bir dünyadır.
BM'de yapılacak bir konuşmanın dünyanın bağımsız ülkelerin sesini duyması için fırsatlardan biri olduğunu dikkate alındığında, İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı bu yıl ilk kez bu örgütün Genel Kurulu'na katıldığında, tek taraflılığın dünyanın farklı bölgelerinde barış, adalet ve güvenlik üzerindeki yıkıcı ve olumsuz sonuçlarına herkesin dikkatini çekti.
Adaletsizlik ve düzensizlik, tek taraflılığın ve özellikle ABD ve müttefiklerinin politikalarının doğrudan bir ürünü olan günümüz dünyasının gerçeğidir. Amerika'nın son on yıllardaki politikalarına bakıldığında, bu ülkenin özellikle 11 Eylül olayından sonra dünyadaki tek taraflı eylemlerini yoğunlaştırdığı ve birkaç ay sonra Afganistan’a saldırdığı görülmektedir.
Amerika bu saldırının başında, Kuzey Atlantik Paktı NATO üye ülkelerin olanaklarını kullanma ve işbirliği teklifini bile kabul etmedi. Amerika, terörle mücadele bahanesiyle Irak ve Suriye'de de savaşlar başlattı, bu da binlerce insanın ölümüne yol açarken bu ülkeler yıllarca istikrarsızlığa, güvensizliğe ve teröristlerin varlığına sahne oldu.
Bu bağlamda Donald Trump'ın başkanlığı döneminde Amerika da bölgesel ve uluslararası kurum ve anlaşmalardan çekilme sürecini başlattı. Bunun en bariz örneklerinden, BERCAM nükleer anlaşmasından çekilme, UNESCO'dan çekilme, "Paris" iklim anlaşmasından çekilme, "Trans-Pasifik" ortaklık anlaşması ve Açık Semalar Anlaşmasına değinebiliriz.
Hiç şüphesiz Amerika’nın bu ülkenin gayrimeşru ve hukuka aykırı taleplerini dayatmak amacıyla askeri araçlar veya ağır ekonomik yaptırımlarla gerçekleştirdiği tek taraflı eylemleri sadece uluslararası güvenliği zayıflatmakla kalmadı, aynı zamanda adaletsizliğin ve insan hakları ihlallerinin yayılmasını da körüklüyor.
İran İslam Cumhuriyeti bu adaletsizliğin en büyük mağdurlarından biridir ve İran halkı ve Amerika’nın politikalarına uymayan diğer ülkeler, Beyaz Saray’ın tek taraflılığından ve ekonomik yaptırımlarından dolayı yıllar boyunca büyük zarar görmüştür.
Bu konu, mevcut düzendeki değişime dikkat edilmesi gerektiğini ve çok taraflılığa dayalı küresel denklemlerin kurulması gerektiğini göstermektedir. Buna göre, son yıllarda İran ve Asya'daki diğer büyük ve etkili ülkeler, Şanghay gibi anlaşmalar şeklinde ilişkilerini pekiştirmekte ve çok taraflılık yapısında yakınlaşmakta ve rol oynamaktadır.
Hiç şüphesiz İran dış siyaseti her zaman tek yanlılığa muhalefet ve adalete ve çok taraflılığa dayalı olarak uluslararsı kurumlarda aktif olmaktır. İran İslam Cumhuriyeti açısından, bir baskı unsuru olarak tek taraflılık dünya toplumu için en önemli tehdittir ve Adalete dayalı bir düzen olmadan dünyadaki hiçbir güvenlik sürdürülebilir olmayacaktır.
İran İslam Cumhuriyeti cumhurbaşkanı da mevcut dünyanın her açıdan adaletsiz olduğuna dikkat çekerek, “Bu adaletsiz düzen dünyadaki meşruiyetini kaybetmiştir ve değiştirilmesi için ciddi iradeler şekillenmiştir. Bu köhne düzenin çöküşü şüphe götürmez. Birim bölge yani Batı Asya bölgesi, Afganistan’dan Irak, Lübnan, Filistin ve başı dik olan İran’a kadar bu köhne düzenin büyük çöküşünün müzesidir” dedi./
342/